Yasin Suresi
Her şeyin bir kalbi vardır. Kur'an'ın kalbi de Yasin'dir. H.S.

Yâsîn Suresi Meali

  1. Yâ Sîn.
  2. (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur'an'a andolsun ki,
  3. Sen elbette (peygamber) gönderilenlerdensin.
  4. Dosdoğru bir yol üzeresin.
  5. Kur'an, mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.
  6. Ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için indirilmiştir.
  7. Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.
  8. Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.
  9. Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.
  10. Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
  11. Sen ancak Zikr'e (Kur'an'a) uyanı ve görmediği hâlde Rahmân'dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele.
  12. Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) bir bir kaydetmişizdir.
  13. (Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.
  14. Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, "Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz" dediler.
  15. Onlar şöyle dediler: "Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahmân, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."
  16. (Elçiler ise) şöyle dediler: "Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor."
  17. "Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir."
  18. Dediler ki: "Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur."
  19. Elçiler de, "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz" dediler.
  20. Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun."
  21. "Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir."
  22. "Hem ben, ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. Oysa siz de yalnızca O'na döndürüleceksiniz."
  23. "O'nu bırakıp da başka ilâhlar mı edineyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar."
  24. "O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum."
  25. "Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. Gelin, beni dinleyin!"
  26. (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine) Cennete gir" denilince. "Keşke, dedi, kavmim bilseydi!"
  27. Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını.
  28. Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik.
  29. Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.
  30. Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar.
  31. Kendilerinden önce nice nesilleri helâk ettiğimizi; onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi?
  32. Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır.
  33. Ölü toprak onlar için bir delildir. Biz, onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler.
  34. Orada nice hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik, içinden sular fışkırttık;
  35. Onun ürünlerinden ve kendi elleriyle ürettiklerinden yesinler diye. Hâlâ şükretmeyecekler mi?
  36. Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir.
  37. Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır.
  38. Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah'ın takdiri (düzenlemesi)dir.
  39. Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur.
  40. Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.
  41. Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.
  42. Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık.
  43. Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.
  44. Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.
  45. Onlara, "Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin" denildiğinde yüz çevirirler.
  46. Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar.
  47. Onlara, "Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın" denildiği zaman, inkâr edenler iman edenlere, "Allah'ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz" derler.
  48. "Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit ne zaman gelecek?" diyorlar.
  49. Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar.
  50. Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.
  51. Sûra üfürülür. Bir de bakarsın, kabirlerden çıkmış, Rablerine doğru akın akın gitmektedirler.
  52. Şöyle derler: "Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahman'ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler."
  53. Sadece korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın, hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır.
  54. O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir.
  55. Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler, zevk sürerler.
  56. Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar.
  57. Onlar için orada meyveler vardır. Onlar için diledikleri her şey vardır.
  58. Çok merhametli olan Rab'den bir söz olarak (kendilerine) "Selâm" (vardır).
  59. (Allah, şöyle der:) "Ey suçlular! Ayrılın bu gün!"
  60. "Ey Âdemoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.
  61. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?"
  62. "Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?"
  63. "İşte bu, tehdit edildiğiniz cehennemdir."
  64. "İnkâr ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!"
  65. O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.
  66. Eğer dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu hâlde) yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat nasıl görecekler ki?!
  67. Yine eğer dileseydik, oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler, ne geri dönebilirlerdi.
  68. Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hâlâ düşünmeyecekler mi?
  69. Biz, o Peygamber'e şiir öğretmedik. Bu, ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.
  70. (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kâfirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur'an'ı indirdik.
  71. Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar.
  72. Biz, o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. Onlardan bir kısmı binekleridir, bir kısmını da yerler.
  73. Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi?
  74. Belki kendilerine yardım edilir diye Allah'ı bırakıp da ilâhlar edindiler.
  75. Onlar, ilâhlar için (hizmete) hazır asker oldukları hâlde, ilâhlar onlara yardım edemezler.
  76. (Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.
  77. İnsan, bizim, kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki, kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir.
  78. Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: "Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?"
  79. De ki: "Onları ilk defa var eden diriltecektir. O, her yaratılmışı hakkıyla bilendir."
  80. O, sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz.
  81. Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. O, hakkıyla yaratandır, hakkıyla bilendir.
  82. Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri o şeye ancak "Ol!" demektir. O da hemen oluverir.
  83. Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah'ın şanı yücedir! Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz.

Yâsîn Suresi Diyanet Vakfı Meali

Yâsîn Suresi 1. ayet: Yâsîn,

Yâsîn Suresi 2. ayet: Hikmet dolu Kur'an hakkı için,

Yâsîn Suresi 3. ayet: Sen şüphesiz peygamberlerdensin.

Yâsîn Suresi 4. ayet: Doğru yol üzerindesin.

Yâsîn Suresi 5. ayet: (Bu Kur'an) üstün ve çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.

Yâsîn Suresi 6. ayet: Ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için indirilmiştir.

Yâsîn Suresi 7. ayet: Andolsun ki onların çoğu gafletlerinin cezasını hak etmişlerdir. Çünkü onlar iman etmiyorlar.

Yâsîn Suresi 8. ayet: Biz, onların boyunlarına halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktadır. Bu yüzden kafaları yukarı kalkıktır.

Yâsîn Suresi 9. ayet: Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık, artık göremezler.

Yâsîn Suresi 10. ayet: Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.

Yâsîn Suresi 11. ayet: Sen ancak zikre (Kur'an'a) uyan ve görmeden Rahmân'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylesini, bir mağfiret ve güzel bir mükâfatla müjdele.

Yâsîn Suresi 12. ayet: Şüphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onların yaptıkları her işi, bıraktıkları her izi yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (levh-i mahfuz'da) sayıp yazmışızdır.

Yâsîn Suresi 13. ayet: Onlara, şu şehir halkını misal getir: Hani onlara elçiler gelmişti.

Yâsîn Suresi 14. ayet: İşte o zaman biz, onlara iki elçi göndermiştik. Onları yalanladılar. Bunun üzerine üçüncü bir elçi gönderdik. Onlar: Biz size gönderilmiş Allah elçileriyiz! dediler.

Yâsîn Suresi 15. ayet: Elçilere dediler ki: Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahmân, herhangi bir şey indirmedi. Siz ancak yalan söylüyorsunuz.

Yâsîn Suresi 16. ayet: (Elçiler) dediler ki: Rabbimiz biliyor; biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.

Yâsîn Suresi 17. ayet: "Bizim vazifemiz, açık bir şekilde Allah'ın buyruklarını size tebliğ etmekten başka bir şey değildir" dediler.

Yâsîn Suresi 18. ayet: (Bunun üzerine onlar:) Doğrusu siz bize uğursuz geldiniz. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun sizi taşlarız. Ve bizden size mutlaka fena bir kötülük dokunur, dediler.

Yâsîn Suresi 19. ayet: Elçiler şöyle cevap verdi: Sizin uğursuzluğunuz sizinle beraberdir. Size nasihat ediliyorsa bu uğursuzluk mudur? Bilakis, siz aşırı giden bir milletsiniz.

Yâsîn Suresi 20. ayet: Derken şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi. "Ey kavmim! dedi, bu elçilere uyunuz!"

Yâsîn Suresi 21. ayet: "Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tâbi olun, çünkü onlar hidayete ermiş kimselerdir."

Yâsîn Suresi 22. ayet: "Bana ne olmuş ki, beni yaratana ibadet etmeyecekmişim! Halbuki, hepiniz O'na döndürüleceksiniz."

Yâsîn Suresi 23. ayet: "O'ndan başka tanrılar mı edineyim? O çok esirgeyici Allah, eğer bana bir zarar dilerse onların (putların) şefâati bana hiçbir fayda vermez, beni kurtaramazlar."

Yâsîn Suresi 24. ayet: "İşte o zaman ben apaçık bir sapıklığın içine gömülmüş olurum."

Yâsîn Suresi 25. ayet: "Şüphesiz ben, Rabbinize inandım, beni dinleyin."

Yâsîn Suresi 26. ayet: Ona: Cennete gir" denilince. "Keşke, dedi, kavmim bilseydi!"

Yâsîn Suresi 27. ayet: "Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını !"

Yâsîn Suresi 28. ayet: Biz ondan sonra, onun milletini helâk etmek için üzerlerine gökten herhangi bir ordu indirmedik ve indirecek de değildik.

Yâsîn Suresi 29. ayet: (Onları helâk eden) korkunç sesten başka bir şey değildi. Birdenbire sönüverdiler.

Yâsîn Suresi 30. ayet: Ne yazık şu kullara! Onlara bir peygamber gelmeyegörsün, ille de onunla alay etmeye kalkışırlar.

Yâsîn Suresi 31. ayet: Müşrikler görmüyorlar mı ki, onlardan önce nice kavimler helâk ettik. Onlar tekrar dönüp de bunlara gelmezler.

Yâsîn Suresi 32. ayet: Elbette onların hepsi (kıyamet gününde) karşımızda hazır bulunacaklar.

Yâsîn Suresi 33. ayet: (Bu hususta) ölü toprak onlar için mühim bir delildir. Biz ona yağmurla hayat verdik ve ondan dane çıkardık. İşte onlar bundan yerler.

Yâsîn Suresi 34. ayet: Biz, yeryüzünde nice nice hurma bahçeleri, üzüm bağları yarattık ve oralarda birçok pınarlar fışkırttık.

Yâsîn Suresi 35. ayet: Ta ki, onların meyvelerinden ve elleriyle bunlardan imal ettiklerinden yesinler. Hâla şükretmeyecekler mi?

Yâsîn Suresi 36. ayet: Yerin bitirdiklerinden, insanların kendilerinden ve henüz mahiyetini bilmedikleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah'ı tesbih ve takdis ederim.

Yâsîn Suresi 37. ayet: Gece de onlar için bir ibret alâmetidir. Biz ondan gündüzü sıyırıp çekeriz de onlar karanlıklara gömülürler.

Yâsîn Suresi 38. ayet: Güneş, kendisi için belirlenen yerde akar (döner). İşte bu, azîz ve alîm olan Allah'ın takdiridir.

Yâsîn Suresi 39. ayet: Ay için de birtakım menziller (yörüngeler) tayin ettik. Nihayet o, eğri hurma dalı gibi (hilâl) olur da geri döner.

Yâsîn Suresi 40. ayet: Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzerler.

Yâsîn Suresi 41. ayet: Onların zürriyetlerini dopdolu bir gemide taşımamız da onlar için büyük bir ibrettir.

Yâsîn Suresi 42. ayet: Onlar için, bunun gibi binecekleri başka şeyler de yarattık.

Yâsîn Suresi 43. ayet: Dilesek onları suda boğarız. O zaman ne onların imdadına koşan olur, ne de onlar kurtarılırlar.

Yâsîn Suresi 44. ayet: Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydalandırmamız müstesnadır.

Yâsîn Suresi 45. ayet: Onlara yapmakta olduğunuz ve yapıp arkada bıraktığınız işlerde Allah'tan korkun; umulur ki size merhamet olunur denildiğinde (aldırmazlar).

Yâsîn Suresi 46. ayet: Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmeyedursun, ille de ondan yüz çevirmişlerdir.

Yâsîn Suresi 47. ayet: Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden hayra sarfediniz, denildiğinde, kâfirler müminlere dediler ki: Allah'ın dilediği takdirde doyuracağı kimseleri biz mi doyuracağız? Siz gerçekten apaçık bir sapıklık içindesiniz.

Yâsîn Suresi 48. ayet: Onlar: Eğer gerçekten doğru söylüyorsanız, bu tehdit ne zaman gerçekleşecektir? derler.

Yâsîn Suresi 49. ayet: Onlar, birbirleriyle çekişip dururken kendilerini ansızın yakalayacak korkunç bir sesi bekliyorlar.

Yâsîn Suresi 50. ayet: İşte o anda onlar ne bir vasiyyette bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.

Yâsîn Suresi 51. ayet: Nihayet Sûr'a üfürülecek. Bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkıp koşarak Rablerine giderler.

Yâsîn Suresi 52. ayet: (İşte o zaman:) Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırdı? Bu, Rahmân'ın vâdettiğidir. Peygamberler gerçekten doğru söylemişler! derler.

Yâsîn Suresi 53. ayet: Olan müthiş bir sesten ibarettir. Bunun üzerine onların hepsi hemen huzurumuzda hazır bulunurlar.

Yâsîn Suresi 54. ayet: O gün hiçbir kimse en ufak bir haksızlığa uğramaz. Siz orada ancak yaptıklarınızın karşılığını alırsınız.

Yâsîn Suresi 55. ayet: O gün cennetlikler, gerçekten nimetler içinde safa sürerler.

Yâsîn Suresi 56. ayet: Onlar ve eşleri gölgeler altında tahtlara kurulurlar.

Yâsîn Suresi 57. ayet: Orada onlar için her çeşit meyve vardır. Bütün arzuları yerine getirilir.

Yâsîn Suresi 58. ayet: Onlara merhametli Rabb'in söylediği selam vardır.

Yâsîn Suresi 59. ayet: "Ayrılın bir tarafa bugün, ey günahkârlar!"

Yâsîn Suresi 60. ayet: "Ey Adem oğulları! Size şeytana tapmayın, çünkü o sizin apaçık bir düşmanınızdır" demedim mi?

Yâsîn Suresi 61. ayet: "Ve bana kulluk ediniz, doğru yol budur" demedim mi?

Yâsîn Suresi 62. ayet: Şeytan sizden pek çok milleti kandırıp saptırdı. Hâla akıl erdiremiyor musunuz?

Yâsîn Suresi 63. ayet: İşte, bu size vâdedilen cehennemdir.

Yâsîn Suresi 64. ayet: İnkârınız sebebiyle bugün oraya girin!

Yâsîn Suresi 65. ayet: O gün onların ağızlarını mühürleriz; yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder.

Yâsîn Suresi 66. ayet: Dilesek onların gözlerini büsbütün kör ederdik. O zaman doğru yolu bulmaya koşuşurlar, ama nasıl göreceklerdi?

Yâsîn Suresi 67. ayet: Eğer dilesek oldukları yerde onların şekillerini değiştirirdik de ne ileriye gitmeye güçleri yeterdi ne de geri gelmeye!

Yâsîn Suresi 68. ayet: Kime uzun ömür verirsek biz onun gelişmesini tersine çeviririz. Hiç düşünmüyorlar mı?

Yâsîn Suresi 69. ayet: Biz ona (Peygamber'e) şiir öğretmedik. Zaten ona yaraşmazdı da. Onun söyledikleri, ancak Allah'tan gelmiş bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.

Yâsîn Suresi 70. ayet: Diri olanları uyarsın ve kâfirler cezayı hak etsinler diye.

Yâsîn Suresi 71. ayet: Görmüyorlar mı ki, biz kudretimizin eseri olmak üzere onlar için birçok hayvan yarattık. Bu sayede onlar bunlara sahip olmuşlardır.

Yâsîn Suresi 72. ayet: Bu hayvanları onların emrine verdik. Onların bazısını binek olarak kullanırlar, bazısını besin olarak yerler.

Yâsîn Suresi 73. ayet: Bu hayvanlarda onlar için nice faydalar ve içilecek sütler vardır. Hâla şükretmezler mi?

Yâsîn Suresi 74. ayet: Onlar, yardım göreceklerini umarak Allah'tan başka ilâhlar edindiler.

Yâsîn Suresi 75. ayet: Halbuki ilâhların onlara yardım etmeye güçleri yetmez. Aksine kendileri bunlar için yardıma hazır askerlerdir.

Yâsîn Suresi 76. ayet: (Resûlüm!) O halde onların sözleri sakın seni üzmesin. Kuşkusuz biz, onların gizlemekte olduklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.

Yâsîn Suresi 77. ayet: İnsan görmez mi ki, biz onu meniden yarattık. Bir de bakıyorsun ki, apaçık düşman kesilmiş.

Yâsîn Suresi 78. ayet: Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve: "Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?" diyor.

Yâsîn Suresi 79. ayet: De ki: Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayı gayet iyi bilir.

Yâsîn Suresi 80. ayet: Yeşil ağaçtan sizin için ateş çıkaran O'dur. İşte siz ateşi ondan yakıyorsunuz.

Yâsîn Suresi 81. ayet: Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerlerini yaratmaya kadir değil midir? Evet! Elbette kadirdir. O, her şeyi hakkıyla bilen yaratıcıdır.

Yâsîn Suresi 82. ayet: Bir şey yaratmak istediği zaman Onun yaptığı "Ol" demekten ibarettir. Hemen oluverir.

Yâsîn Suresi 83. ayet: Her şeyin mülkü kendi elinde olan Allah'ın şanı ne kadar yücedir! Siz de O'na döneceksiniz.

Yâsîn Suresi Diyanet Meali

Yâsîn Suresi 1. ayet: Yâ Sîn.

Yâsîn Suresi 2. ayet: (Ey Muhammed!) Hikmet dolu Kur'an'a andolsun ki,

Yâsîn Suresi 3. ayet: Sen elbette (peygamber) gönderilenlerdensin.

Yâsîn Suresi 4. ayet: Dosdoğru bir yol üzeresin.

Yâsîn Suresi 5. ayet: Kur'an, mutlak güç sahibi, çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.

Yâsîn Suresi 6. ayet: Ataları uyarılmamış, bu yüzden de gaflet içinde olan bir kavmi uyarman için indirilmiştir.

Yâsîn Suresi 7. ayet: Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.

Yâsîn Suresi 8. ayet: Onların boyunlarına demir halkalar geçirdik, o halkalar çenelerine dayanmıştır. Bu sebeple kafaları yukarıya kalkık durumdadır.

Yâsîn Suresi 9. ayet: Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler.

Yâsîn Suresi 10. ayet: Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.

Yâsîn Suresi 11. ayet: Sen ancak Zikr'e (Kur'an'a) uyanı ve görmediği hâlde Rahmân'dan korkan kimseyi uyarırsın. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele.

Yâsîn Suresi 12. ayet: Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) bir bir kaydetmişizdir.

Yâsîn Suresi 13. ayet: (Ey Muhammed!) Onlara, o memleket halkını örnek ver. Hani oraya elçiler gelmişti.

Yâsîn Suresi 14. ayet: Hani biz onlara iki elçi göndermiştik de onları yalancı saymışlardı. Biz de onlara üçüncü bir elçi ile destek vermiştik. Onlar, "Şüphesiz biz size gönderilmiş elçileriz" dediler.

Yâsîn Suresi 15. ayet: Onlar şöyle dediler: "Siz de ancak bizim gibi insansınız. Rahmân, hiçbir şey indirmemiştir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."

Yâsîn Suresi 16. ayet: (Elçiler ise) şöyle dediler: "Bizim gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu Rabbimiz biliyor."

Yâsîn Suresi 17. ayet: "Bize düşen ancak apaçık bir tebliğdir."

Yâsîn Suresi 18. ayet: Dediler ki: "Şüphesiz biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz, sizi mutlaka taşlarız ve bizim tarafımızdan size elem dolu bir azap dokunur."

Yâsîn Suresi 19. ayet: Elçiler de, "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildiği için mi (uğursuzluğa uğruyorsunuz?). Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz" dediler.

Yâsîn Suresi 20. ayet: Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Bu elçilere uyun."

Yâsîn Suresi 21. ayet: "Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir."

Yâsîn Suresi 22. ayet: "Hem ben, ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. Oysa siz de yalnızca O'na döndürüleceksiniz."

Yâsîn Suresi 23. ayet: "O'nu bırakıp da başka ilâhlar mı edineyim? Eğer Rahmân bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar."

Yâsîn Suresi 24. ayet: "O taktirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum."

Yâsîn Suresi 25. ayet: "Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. Gelin, beni dinleyin!"

Yâsîn Suresi 26. ayet: (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): "Cennete gir!" denildi. O da, "Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!" dedi.

Yâsîn Suresi 27. ayet: (Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): "Cennete gir!" denildi. O da, "Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!" dedi.

Yâsîn Suresi 28. ayet: Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik.

Yâsîn Suresi 29. ayet: Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.

Yâsîn Suresi 30. ayet: Yazık o kullara! Kendilerine bir peygamber gelmezdi ki, onunla alay ediyor olmasınlar.

Yâsîn Suresi 31. ayet: Kendilerinden önce nice nesilleri helâk ettiğimizi; onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi?

Yâsîn Suresi 32. ayet: Onların hepsi de mutlaka toplanıp (hesap için) huzurumuza çıkarılacaklardır.

Yâsîn Suresi 33. ayet: Ölü toprak onlar için bir delildir. Biz, onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler.

Yâsîn Suresi 34. ayet: Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar, üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Bunları onların elleri yapmış değildir. Hâlâ şükretmeyecekler mi?

Yâsîn Suresi 35. ayet: Meyvelerinden yesinler diye biz orada hurmalıklar, üzüm bağları var ettik ve içlerinde pınarlar fışkırttık. Bunları onların elleri yapmış değildir. Hâlâ şükretmeyecekler mi?

Yâsîn Suresi 36. ayet: Yerin bitirdiği şeylerden, insanların kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) şeylerden, bütün çiftleri yaratanın şanı yücedir.

Yâsîn Suresi 37. ayet: Gece de onlar için bir delildir. Gündüzü ondan çıkarırız, bir de bakarsın karanlık içinde kalmışlardır.

Yâsîn Suresi 38. ayet: Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah'ın takdiri (düzenlemesi)dir.

Yâsîn Suresi 39. ayet: Ayın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur.

Yâsîn Suresi 40. ayet: Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.

Yâsîn Suresi 41. ayet: Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.

Yâsîn Suresi 42. ayet: Biz, onlar için o gemi gibi binecekleri nice şeyler yarattık.

Yâsîn Suresi 43. ayet: Biz istesek onları suda boğarız da kendileri için ne imdat çağrısı yapan olur, ne de kurtarılırlar.

Yâsîn Suresi 44. ayet: Ancak tarafımızdan bir rahmet olarak ve bir süreye kadar daha yaşasınlar diye kurtarılırlar.

Yâsîn Suresi 45. ayet: Onlara, "Önünüzde ve arkanızda olan şeylerden (dünya ve ahirette göreceğiniz azaplardan) sakının ki size merhamet edilsin" denildiğinde yüz çevirirler.

Yâsîn Suresi 46. ayet: Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmez ki ondan yüz çeviriyor olmasınlar.

Yâsîn Suresi 47. ayet: Onlara, "Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden Allah yolunda harcayın" denildiği zaman, inkâr edenler iman edenlere, "Allah'ın, dilemiş olsa kendilerini doyurabileceği kimselere mi yedireceğiz? Siz ancak apaçık bir sapıklık içindesiniz" derler.

Yâsîn Suresi 48. ayet: "Eğer doğru söyleyenlerseniz, bu tehdit ne zaman gelecek?" diyorlar.

Yâsîn Suresi 49. ayet: Onlar ancak, çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak korkunç bir ses bekliyorlar.

Yâsîn Suresi 50. ayet: Artık ne birbirlerine tavsiyede bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.

Yâsîn Suresi 51. ayet: Sûra üfürülür. Bir de bakarsın, kabirlerden çıkmış, Rablerine doğru akın akın gitmektedirler.

Yâsîn Suresi 52. ayet: Şöyle derler: "Vay başımıza gelene! Kim bizi diriltip mezarımızdan çıkardı? Bu, Rahman'ın vaad ettiği şeydir. Peygamberler doğru söylemişler."

Yâsîn Suresi 53. ayet: Sadece korkunç bir ses olur. Bir de bakarsın, hepsi birden toplanıp huzurumuza çıkarılmışlardır.

Yâsîn Suresi 54. ayet: O gün kimseye, hiç mi hiç zulmedilmez. Size ancak işlemekte olduğunuz şeylerin karşılığı verilir.

Yâsîn Suresi 55. ayet: Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler, zevk sürerler.

Yâsîn Suresi 56. ayet: Onlar ve eşleri gölgelerde koltuklara yaslanmaktadırlar.

Yâsîn Suresi 57. ayet: Onlar için orada meyveler vardır. Onlar için diledikleri her şey vardır.

Yâsîn Suresi 58. ayet: Çok merhametli olan Rab'den bir söz olarak (kendilerine) "Selâm" (vardır).

Yâsîn Suresi 59. ayet: (Allah, şöyle der:) "Ey suçlular! Ayrılın bu gün!"

Yâsîn Suresi 60. ayet: "Ey Âdemoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?"

Yâsîn Suresi 61. ayet: "Ey Âdemoğulları! Ben, size, şeytana kulluk etmeyin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte bu dosdoğru yoldur, diye emretmedim mi?"

Yâsîn Suresi 62. ayet: "Andolsun, o sizden pek çok nesli saptırmıştı. Hiç düşünmüyor muydunuz?"

Yâsîn Suresi 63. ayet: "İşte bu, tehdit edildiğiniz cehennemdir."

Yâsîn Suresi 64. ayet: "İnkâr ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!"

Yâsîn Suresi 65. ayet: O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.

Yâsîn Suresi 66. ayet: Eğer dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de (bu hâlde) yola koyulmak için didişirlerdi. Fakat nasıl görecekler ki?!

Yâsîn Suresi 67. ayet: Yine eğer dileseydik, oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler, ne geri dönebilirlerdi.

Yâsîn Suresi 68. ayet: Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hâlâ düşünmeyecekler mi?

Yâsîn Suresi 69. ayet: Biz, o Peygamber'e şiir öğretmedik. Bu, ona yaraşmaz da. O(na verdiğimiz) ancak bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.

Yâsîn Suresi 70. ayet: (Aklen ve fikren) diri olanları uyarması ve kâfirler hakkındaki o sözün (azabın) gerçekleşmesi için Kur'an'ı indirdik.

Yâsîn Suresi 71. ayet: Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar.

Yâsîn Suresi 72. ayet: Biz, o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. Onlardan bir kısmı binekleridir, bir kısmını da yerler.

Yâsîn Suresi 73. ayet: Onlar için bu hayvanlarda (daha pek çok) yararlar ve içecekler vardır. Hâlâ şükretmeyecekler mi?

Yâsîn Suresi 74. ayet: Belki kendilerine yardım edilir diye Allah'ı bırakıp da ilâhlar edindiler.

Yâsîn Suresi 75. ayet: Onlar, ilâhlar için (hizmete) hazır asker oldukları hâlde, ilâhlar onlara yardım edemezler.

Yâsîn Suresi 76. ayet: (Ey Muhammed!) Artık onların sözü seni üzmesin. Çünkü biz, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da biliyoruz.

Yâsîn Suresi 77. ayet: İnsan, bizim, kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki, kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir.

Yâsîn Suresi 78. ayet: Bir de kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek getirdi. Dedi ki: "Çürümüşlerken kemikleri kim diriltecek?"

Yâsîn Suresi 79. ayet: De ki: "Onları ilk defa var eden diriltecektir. O, her yaratılmışı hakkıyla bilendir."

Yâsîn Suresi 80. ayet: O, sizin için yeşil ağaçtan ateş yaratandır. Şimdi siz ondan yakıp duruyorsunuz.

Yâsîn Suresi 81. ayet: Gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, onların benzerini yaratmaya gücü yetmez mi? Evet yeter. O, hakkıyla yaratandır, hakkıyla bilendir.

Yâsîn Suresi 82. ayet: Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri o şeye ancak "Ol!" demektir. O da hemen oluverir.

Yâsîn Suresi 83. ayet: Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah'ın şanı yücedir! Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz.

Yasin Suresi Elmalılı meali

Yâsîn Suresi 1. ayet: Yâsîn.

Yâsîn Suresi 2. ayet: Ey Muhammed! Hikmetli Kur'ân'a andolsun ki,

Yâsîn Suresi 3. ayet: Sen risâlet görevi

Yâsîn Suresi 4. ayet: Dosdoğru bir yol üzerindesin.

Yâsîn Suresi 5. ayet: Çok güçlü ve çok merhametli olan Allah'ın indirdiği,

Yâsîn Suresi 6. ayet: Babaları korkutulmamış ve kendileri de gafil olan bir kavmi (Kur'ân) ile korkutasın.

Yâsîn Suresi 7. ayet: Andolsun ki onların çoğunun üzerine azab sözü hak olmuştur. Onlar imana gelmezler.

Yâsîn Suresi 8. ayet: Çünkü biz onların boyunlarına kelepçeler geçirmişiz. O kelepçeler çenelerine dayanmıştır da burunları yukarı, gözleri aşağı somurtmaktadırlar.

Yâsîn Suresi 9. ayet: Hem önlerinden bir sed, arkalarından bir sed çekmişiz, kendilerini sarmışızdır. Baksalar da görmezler.

Yâsîn Suresi 10. ayet: Onları korkutsan da korkutmasan da onlara göre birdir, inanmazlar.

Yâsîn Suresi 11. ayet: Sen ancak Kur'ân'a tabi olan ve görünmediği halde Rahman olan Allah'tan korkan kimseyi sakındırırsın. İşte onu bir bağışlanma ve çok şerefli bir mükafatla müjdele.

Yâsîn Suresi 12. ayet: Gerçekten biz ölüleri diriltiriz, onların önceden yapıp gönderdiklerini ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Zaten biz her şeyi açık bir kütükte, bir "imam-ı mübin"de (ana kitapta, yani Levh-i mahfuzda) sayıp tesbit etmişizdir.

Yâsîn Suresi 13. ayet: Sen onlara, o şehir halkını örnek ver. Hani oraya peygamberler gelmişti.

Yâsîn Suresi 14. ayet: Hani biz onlara iki peygamber göndermiştik, fakat onlar ikisini de yalanlamışlardı. Biz de (onları) üçüncü bir peygamberle destekledik. Onlara: "Şüphesiz ki biz size gönderilmiş elçileriz." dediler.

Yâsîn Suresi 15. ayet: Onlar da: "Siz bizim gibi insandan başka birşey değilsiniz, hem Rahman olan Allah, hiçbir şey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz." dediler.

Yâsîn Suresi 16. ayet: Peygamberler dediler ki: "Rabbimiz biliyor ki biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz."

Yâsîn Suresi 17. ayet: "Bize düşen de sadece apaçık tebliğdir."

Yâsîn Suresi 18. ayet: Onlar dediler ki: "Herhalde biz sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun ki, sizi hiç tınmadan taşlarız ve mutlaka bizden size pek acıklı bir azab dokunur."

Yâsîn Suresi 19. ayet: Peygamberler de şöyle cevap verdiler: "Sizin uğursuzluğunuz beraberinizdedir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Doğrusu siz israfı âdet etmiş bir kavimsiniz."

Yâsîn Suresi 20. ayet: O sırada şehrin ta ucundan bir adam koşarak geldi ve: "Ey kavmim! Uyun o elçilere!"

Yâsîn Suresi 21. ayet: "Uyun sizden hiçbir ücret istemeyen o zatlara ki, onlar hidayete ermişlerdir."

Yâsîn Suresi 22. ayet: "Bana ne oluyor da kulluk etmeyecekmişim beni yaratana? Hep döndürülüp O'na götürüleceksiniz."

Yâsîn Suresi 23. ayet: "Hiç ben O'ndan başka ilâhlar edinir miyim? Eğer O Rahman, bana bir zarar dileyecek olsa, onların şefaati benden yana hiçbir şeye yaramaz ve onlar beni kurtaramazlar."

Yâsîn Suresi 24. ayet: "Şüphesiz ki ben, o zaman apaçık bir sapıklık içinde olurum."

Yâsîn Suresi 25. ayet: "Şüphesiz ki ben, Rabbinize iman getirdim, gelin dinleyin beni."

Yâsîn Suresi 26. ayet: (Sonra ona) "haydi gir cennete!" denildi. O da dedi ki: "Ne olurdu kavmim bilseydi!"

Yâsîn Suresi 27. ayet: "Rabbimin beni bağışladığını ve beni kendilerine ikram edilen kullarından kıldığını."

Yâsîn Suresi 28. ayet: Biz arkasından kavminin üzerine bir ordu indirmedik, indirecek de değildik.

Yâsîn Suresi 29. ayet: Sadece bir gürültü oldu, onlar da hemen sönüverdiler.

Yâsîn Suresi 30. ayet: Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine glen her bir peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.

Yâsîn Suresi 31. ayet: Görmediler mi ki, kendilerinden önce nice kuşakları helak etmişiz. Onlar artık kendilerine dönüp gelmiyorlar.

Yâsîn Suresi 32. ayet: Onların hepsi toplanıp, sadece bizim huzurumuza getirilmişlerdir.

Yâsîn Suresi 33. ayet: Hem bir delildir onlara ölü toprak. Biz ona hayat verdik ve ondan taneler çıkardık da ondan yiyip duruyorlar.

Yâsîn Suresi 34. ayet: Biz orada hurmalıklardan, üzüm bağlarından bahçeler yaptık. İçlerinde pınarlardan sular fışkırttık.

Yâsîn Suresi 35. ayet: (Bunu), Onun ürününden ve kendi elleriyle yaptıklarından yesinler diye (yaptık). Hâlâ şükretmeyecekler mi?

Yâsîn Suresi 36. ayet: Yerin bitkilerinden, kendi nefislerinden ve daha bilemeyecekleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah'ın şanı ne yücedir.

Yâsîn Suresi 37. ayet: Gece de onlara bir delildir. Biz ondan gündüzü soyar çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar.

Yâsîn Suresi 38. ayet: Güneş de bir delildir ki kendi yolunda akıp gidiyor. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir.

Yâsîn Suresi 39. ayet: Ay'a gelince, ona menziller tayin ettik. Nihayet o eski hurma salkımının çöpü gibi (yay haline) dönmüştür.

Yâsîn Suresi 40. ayet: Ne güneşin aya çatması yaraşır, ne de gece gündüzü geçebilir; onların her biri kendi yörüngesinde yüzerler.

Yâsîn Suresi 41. ayet: Onlar için bir delil de bizim, onların neslini dolu bir gemide taşımamızdır.

Yâsîn Suresi 42. ayet: Yine kendileri için onun gibi binecek şeyler yaratmamızdır.

Yâsîn Suresi 43. ayet: Eğer dilesek onları boğarız da o zaman ne onların feryadına yetişen bulunur, ne de onlar kurtarılır.

Yâsîn Suresi 44. ayet: Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak başka.

Yâsîn Suresi 45. ayet: Durum böyle iken onlara: "Önünüzdekinden ve arkanızdakinden korkun ki size rahmet edilsin" denildiği zaman,

Yâsîn Suresi 46. ayet: Ve kendilerine Rablerinin âyetlerinden herhangi bir âyet geldiği zaman mutlaka ondan yüz çevirirler.

Yâsîn Suresi 47. ayet: Onlara: "Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden hayra harcayın" dendiği zaman, o kâfirler, müminler için: "Allah'ın dileyince doyurabileceği kimseyi biz mi doyuracağız? Siz apaçık bir sapıklık içinde değil de nesiniz?" dediler.

Yâsîn Suresi 48. ayet: Yine onlar: "Eğer doğru söylüyorsanız bu (kıyamet) vaadi ne zaman?" diyorlar.

Yâsîn Suresi 49. ayet: Onlar sadece bir tek çığlığa bakıyorlar, bir çığlık ki, onlar çekişip dururken kendilerini yakalayıverir.

Yâsîn Suresi 50. ayet: O zaman bir vasiyette bile bulunamazlar. Ailelerine de dönemezler.

Yâsîn Suresi 51. ayet: Sûr'a üfürülmüştür, bir de ne baksınlar kabirlerinden Rablerine doğru akın ediyorlar.

Yâsîn Suresi 52. ayet: Onlar: "Eyvah başımıza gelenlere! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? O Rahmân'ın vaad buyurduğu işte bu imiş. Gönderilen peygamberler de doğru söylemişler" derler.

Yâsîn Suresi 53. ayet: Başka değil, sadece bir tek çığlık olmuş, derhal hepsi toplanmış huzurumuza getirilmişlerdir.

Yâsîn Suresi 54. ayet: Artık bugün hiç kimseye zerre kadar zulmedilmez. Ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.

Yâsîn Suresi 55. ayet: Gerçekten cennetlik olanlar bugün bir meşguliyet içinde zevk etmektedirler.

Yâsîn Suresi 56. ayet: Kendileri ve eşleri gölgelerde koltuklar üzerine kurulmuşlardır.

Yâsîn Suresi 57. ayet: Onlara orada bir meyve vardır. İsteyecekleri her şey onlarındır.

Yâsîn Suresi 58. ayet: (Onlara) Rahîm olan Rab'den "selâm" sözü vardır.

Yâsîn Suresi 59. ayet: Ey günahkârlar! Bugün siz bir tarafa ayrılın.

Yâsîn Suresi 60. ayet: "Ey Âdemoğulları! Şeytana tapmayın, o size apaçık bir düşmandır"

Yâsîn Suresi 61. ayet: Ve bana kulluk edin, doğru yol budur, diye size and vermedim mi?" (buyurulacak)

Yâsîn Suresi 62. ayet: Böyle iken o sizden birçok nesilleri yoldan çıkardı. Ya o zaman düşünmüyor muydunuz?

Yâsîn Suresi 63. ayet: İşte bu size vaad edilen cehennemdir.

Yâsîn Suresi 64. ayet: Bugün yaslanın ona bakalım inkâr ettiğiniz için.

Yâsîn Suresi 65. ayet: Bugün biz onların ağızlarını mühürleriz de neler kazandıklarını bize elleri söyler, ayakları da şahitlik eder.

Yâsîn Suresi 66. ayet: Hem dileseydik gözlerini üzerinden silme kör ediverirdik de yola dökülürlerdi. Fakat nereden görecekler?

Yâsîn Suresi 67. ayet: Yine dileseydik oldukları yerde kılıklarını değiştirirdik de ne ileri gidebilirlerdi, ne de geri dönebilirlerdi.

Yâsîn Suresi 68. ayet: Bununla beraber kimin ömrünü uzatıyorsak, yaratılışta onu (güç ve kuvvetini alarak) tersine çeviriyoruz. Hâlâ akıllanmayacaklar mı?

Yâsîn Suresi 69. ayet: Biz ona şiir öğretmedik. Bu ona yaraşmaz da... O sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur'ân'dır.

Yâsîn Suresi 70. ayet: (Bu), diri olanları uyarmak ve kâfirlere de azab sözünün hak olması içindir.

Yâsîn Suresi 71. ayet: Şunu da görmediler mi: Biz onlar için kudretimizin meydana getirdiklerinden birtakım hayvanlar yaratmışız da onlara sahip bulunuyorlar.

Yâsîn Suresi 72. ayet: Onları, kendilerinin hizmetine vermişiz de, hem onlardan binekleri var, hem de onlardan yiyorlar.

Yâsîn Suresi 73. ayet: Onlarda daha birçok menfaatleri ve türlü içecekleri de var. Hâlâ şükretmeyecekler mi?

Yâsîn Suresi 74. ayet: Onlar, Allah'tan başka birtakım ilâhlar edindiler. Güya yardım olunacaklar.

Yâsîn Suresi 75. ayet: Onların, onlara yardıma güçleri yetmez. Kendileri ise onlar için bazı askerlerdir.

Yâsîn Suresi 76. ayet: O halde onların sözleri seni üzmesin. Biz onların içlerini de biliriz, dışlarını da.

Yâsîn Suresi 77. ayet: İnsan, kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmedi mi de, şimdi apaçık bir hasım kesildi?

Yâsîn Suresi 78. ayet: Yaratılışını unutarak bize bir de mesel fırlattı: "Kim diriltecekmiş o çürümüş kemikleri?" dedi.

Yâsîn Suresi 79. ayet: De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecek ve o her yaratmayı bilir."

Yâsîn Suresi 80. ayet: Size o yeşil ağaçtan bir ateş yapan O'dur. Şimdi siz ondan tutuşturmaktasınız.

Yâsîn Suresi 81. ayet: Gökleri ve yeri yaratan, onlar gibisini yaratmaya kâdir değil midir? Elbette kâdirdir. Çünkü o her şeyi yaratandır, her şeyi bilendir.

Yâsîn Suresi 82. ayet: O'nun emri, bir şeyi dileyince ona sadece "Ol!" demektir. O da hemen oluverir.

Yâsîn Suresi 83. ayet: O halde her şeyin mülkü ve tasarrufu (hükümranlığı) elinde bulunan Allah'ın şanı ne yücedir. Siz de yalnız O'na döndürüleceksiniz.